Çok okuduğumu söyleyemem ama kitapları çok severim. Kitabı sevipte okumamak nasıl birşey diye soracak olursanız, verecek mantıklı bir cevabım yok. Ama gerçekten, kitapları seviyorum. Bir süre önce, düzenli olarak hiç bir şey okumadığımı farkettim üzülerek... İnternet ve Televizyon o kadar çok yer almış ki hayatımda, bir anda tüm alışkanlıklarımı değiştirmeyi düşündüm. İnternete bağımlı gibi yaşıyoruz zaten, en azından TV'nin hayatımdaki yerini azaltmak istedim. Akşamları dizi izlemekten başka ne yapıyoruz ki! Dizi izleyeceğime kitap okurum daha iyi. Sonuçta ikisinde de bir hikayenin sonunu öğrenmek istemiyor muyum? Kitap okuma isteği böylece birdenbire geliverdi...
Kendime bir gün belirledim: 1 Mart 2011. Uzuuun bir aradan sonra yeniden kitap okumaya başladım. İlk olarak, Dünya Klasiklerinden Aleksandr Puşkin-Yüzbaşının Kızı'nı okudum. Şimdi İvan Turgenyev-Babalar ve Oğullar'ı okuyorum. Kitap okumaktan zevk aldığımı unutmuşum. Neden bu kadar ara verdim bilmem.
Bu karara en çok ben sevindim kitaplar en iyi dosttur (benden sonra;))
YanıtlaSil