Daha önce de paylaşmıştım; yeni yılın ilk günlerinde (doğum günüm 5 ocak olduğu için) içimi garip bir sevinç kaplar ve ilk hafta böyle devam eder. Bu yıl da güzel başladı, sağolsun arkadaşlarım, ailem beni hatırlayıp, mutluluğuma mutluluk kattılar. Ocak geldi de geçiyor bile...
Kış olur da hastalık olmaz mı? Yaklaşık 10 gündür sırayla annem, babam ve kuzum hasta oldular. Klasik kış hastalığı; üst solunum yolu enfeksiyonu ve soğuk algınlığı. Kısaca: G R İ P demeyi tercih ediyorum.
Kuzum ve babam iğne oluyor. Kuzu çok halsiz olduğu için kreşe gidemiyor. Bu gibi durumlarda ben işe gitmem. Gitsem bile hemen dönerim ve kuzumla evde olurum. Ama çok yoğun olduğumuz bir haftaydı. Yapmam gereken işler olduğu için gitmek zorundaydım. Annem de hasta olunca işim çok zorlaştı.
Şimdi aşağıda yazacaklarım, "şikayet etmek" ya da "ne çok iş yapıyorum" demek için değil. Yanlış anlaşılmasın, baştan söyleyeyim :)
Sabah kalk, iğneci geleceği için kuzuyu usulca uyandır. İğne olduktan sonra ağlayan kuzuyu sakinleştir. Kahvaltı hazırla, o arada işe gitmek için giyin, hazırlan. Kahvaltını yap ve kaldır. Ev halkına ilaçlarını içir. Eve son kez bir göz gezdir. Anneme ve kuzuma yan yana yatak yaptık, ikisi de gerçekten çok halsiz. Yanlarına su, telefon, ıslak ve kuru mendil koyup, gözüm arkada kalarak evden çık işe git. Öğlene kadar işlerimi bitirmek için ekstra çaba harcayıp, eve dönerken alışverişi de yapıyorum. Eve girer girmez işlere devam. Hastalara yemek yedirmek için uğraş, ilaçlarını içir, akşam yemeği için bir şeyler düşün, uygulamaya çalış. O arada meyve suyu, bitki çayı gibi gıda takviyesi hazırlıyorum, hem kendim içiyor, hem hastalara içirmeye çalışıyorum. İllaki bir gelen, bir uğrayan olur. O arada onları ağırla derkeeen akşam oldu bile. Yemek faslı başlıyor. Hazırla, toparla. Çaysız olmaz, çay demle. Akşam iğnesi için iğneci gelecek gene. İğneciden sonra aynı sakinleştirme çalışması. Neyseki akşam babamız da evde. Sakinleştirmek daha kolay. Çamaşır yıka, dün yıkayıp astıklarını topla. Topladıklarını, ütüleneceklerden oluşan minik(!) yığının arasına koy. Tuvalet, lavabo temizliği yap. Meyve yemeden olmaz, meyve soy, hazırla yedirmeye çalış. Yemeyen kuzuya meyve suyu hazırla, gerçi biliyorum içmeyecek ama olsun. Ben hazırlayayım da, 1 damla içse bile kârdır. Aaa, gece oldu, yatma saati. Son bir kontrol, balkon kapıları, ocak, çöpler çıktı mı? Yatıyorum ama, tavşan uykusundayım. kızım sürekli uykusunda "anne, burnum aktı" diyor. O'nu duymazsam huysuzlanır. Yorucu bir uyku ve sabah oldu. Rutine devam...
Bu arada kuzum hasta olunca (bütün çocuklar gibi) "annem" modunda: Annem versin, annem yedirsin, annem içirsin vb. şekilde uzayıp giden bir liste. Sağolsun eşim çok yardımcı oldu bu arada, çünkü annem ve babam hasta olduğu için varolan enerjimi aralarında bölüştürmek zorundayım.
Arka arkaya yazınca, çok da önemli işlermiş yada herkesin yaptığından farklıymış gibi görünmüyor göze... Ama şöyle söyleyeyim; yatma saatine kadar oturduğum süre en fazla 2 dakikadır. Ki ben oturarak vakit geçirmeyi, keyif yapmayı çok severim. Genelde işlerimi de dinlenerek yaparım ve kendimi yormam pek. Beni tanıyan, bilen bilir :)
Diyeceğim şudur: Ben bir süreliğine bu tempodayım. İlaçlar bitecek, hastalar iyileşecek ve her şey normale dönecek. Hep böyle olsa, muhtemelen daha huysuz, daha geçimsiz biri olurdum. Bilemiyorum. Bildiğim şey; hiç olamayacağım, beceremeyeceğim bir kadın portresi çiziyorum şu an!
Günlük çalışma temposu bu kadar yüksek olan, bu şekilde hayatını devam ettiren insanları huzurlarınızda tebrik ve takdir etmek istiyorum.
Ne kadar etsem, o kadar az!
çok geçmiş olsun canım okurken yoruldum kadınlara daha çok görev düşüyor maalesef hemen gitsin hastalıklar öpüyorum sizi kocaman
YanıtlaSil